
Alexander McQueen 2013 İlkbahar Yaz koleksiyonu arılardan ve arıcılardan ilham alıyor. Markanın baş tasarımcısı Sarah Burton kadınları ‘işçi arılara’ benzettiğini söyleyerek koleksiyonun çıkış noktasını da açıklıyor. Ünlü markanın 2013 yazına özel hazırladığı koleksiyon arı yetiştiricilerinin kıyafetlerini anımsatıyor. Eski zaman saraylarından kalma kabarık etekler ve korselerle renklendirilen koleksiyon, kadınları masal diyarına doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Alexander McQueen 2013 ilkbahar yaz koleksiyonu her zaman olduğu gibi bünyesinde farklı ve sıradışı özellikler barındırıyor. Koleksiyonda yer alan desenli kumaşlar ise en çok beğenilen parçalar arasında yerini alıyor. Ünlü tasarımcı McQueen’in intiharından sonra markayı yürütmeyi üstlenen Sarah Burton, 2013 koleksiyonun altından da başarıyla kalkıyor.
Sarah Burton arı kovanındaki çalışkan esintiyi, balın tatlı cezbediciliğini ve çiçeklerin davetkar çekiciliğini kullanarak güzel bir koleksiyona imza atıyor. Ünlü tasarımcı tüm bu kadınsı öğelerin yanında göğüs, bel, kalçanın korselerle sıkılması ile erotik çağrışımları barındıran parçalar üretiyor. Markanın Lee McQueen’den miras kalan tamamen doğal dokusuna, Sarah Burton’un yaptığı dokunuşlar koleksiyonu daha da ileriye taşıyor.
Burton ustalığını, korseli kalıplar, kalitesiyle öne çıkan takım elbiseler, iskelet tarzı stiller gibi başlıca kreasyonların hemen hepsini arı ile ilişkilendiriyor. Koleksiyon tanıtımı da hayli ilginç şekilde yapıldı. Yüzlerinin yarısı tasarımcılar tarafından arı bakıcı boneleriyle saklanan modeller, pistte geniş kemerlerle vurgulanan wasp bel ölçüleriyle birlikte altın bal peteği baskılı takımlar, şortlar ve elbiselerle boy gösterdi. Sarah Burton tarafından yapılan açıklamada da ifade edildiği gibi parçaların temel algısı, ‘erotik fakat açık şekilde seksüel olmayan’ bir durumu anlatıyor. Feminenlik tüm etkisini gece elbiselerinde ve arıların tatlı nektar arayışını niteleyen çiçek desenli eteklerde gösteriyor. Üç boyutlu bal peteğine benzeyen giysiler ve petek biçiminde havası olan dize kadar elbiseler etek kenarlarında boncuklarla canlandırılıyor. Bal peteğini andıran tasarımlar, arı antenleri gibi imgelemsel dizaynlarla bu hava doruğa ulaşıyor.
Koleksiyonun uzunluklarını diz altında biten ve yere kadar uzanan elbiseler oluştururken, renk skalasında başta bal olmak üzere, altın, siyah, kırmızı, ayçiçeği yer alıyor. Kumaş seçimi ise jakar sırmalı kumaş, şifon, tül, organza, şeklinde gerçekleşirken, yüksek terzilik yeteneğiyle yapılmış ceketler, kalçayı genişleten gergin korseler, gittikçe incelen ve diz altına uzanan etekler, kaplumbağa baskılı plexiglass üstler ve büstiyerler koleksiyonun kalıplarını oluşturuyor. Arı kovanını andıran ağlarla birlikte üretilen şapkalar, Plexiglass kaplumbağa baskılı kelepçeli bilezikler kıyafetlerin müthiş uyumu ile kullanılan aksesuarlar arasında yer alıyor.
Her anlamda diğer yaz koleksiyonlarından farklı olan tasarımlarda eleştirilen tek nokta ise giyinmeye hazır hissi vermemesi olarak tanımlanıyor. Kullanıcılar açısından tercih edilip edilmeyeceği merak edilen koleksiyonun, haute couture takvimine koyulmasının daha doğru olduğu belirtiliyor.